Hafiften yağmurlu bir gündü. Aheste adımlarla yürüyordu: Elleri ceplerinde, dilinde eskilerden, beter mi beter bir şiir.
Aslında hikaye uzun yıllar öncesine dayanıyor. Orda başlıyor ve başladığı yerde biten bir nokta gibi orda bitiyor.
Başkasının yardımına gittiğinde büyüyen ufak bi çocuktu. Yüreği farklı çalışıyordu. olmadık alakasız acıları içine alabiliyordu. Oğuz Atay Tutunamayanlar'da demiş ya:
eller bosta kaliyor, tutunamiyorlar topraga
anlatamiyorlar anlatilamayani.
anlatmak gerek: dusman sarmis her yani
boyle adama
(darilma ama)
yaklasmaz hicbir guzellik,
dogdugu gunden bu yana kalbinde bir delik,
almak icin butun sizilari icine.
her zaman utanmistir baskalari yerine.
elim varmiyor yazmaya, inmeyelim derine.
diye. İşte o hesap. O da böyle birşey olduğunu tahmin ediyordu. Başta aldırmadı. Çocukça bi umursamazlık vardı onda ki çocuk olmadığını hiç savunmadı zaten. Herkese çocuk olamadı. daha sonra boşluğu içten içe hissetti. Kaldıramayacağı yüklerin altına girdikçe o boşluğu daha çok hissetti. Bundan anlasa anlasa doktor anlar dedi. Gitti.
- Doktor yüreğim delik galiba. Bi baksana sen anlarsın.
- Stoteskopla bi dinleyelim bakalım evladım.
- Neyim varmış doktor, açık açık anlat. delikmiş dimi.
- Gel senle biraz dolaşalım. Bende sana olanları anlatayım.
Hastaneden çıktılar bahçeye. Çoğu bilmez hastane bahçelerindeki uçurumu. Onlar o uçuruma gitti. Doktor konuşmaya başladı.
- Evladım korktuğun gibi bişey değil.
- Peki ben neden öyle bi boşluk hissettim.
- Sen hissedemzsin ki...
- Ne demek oluyor bu!
- Senin kalbin yok.
- Nasıl yok! Herkesin bir kalbi vardır.
- Seninde var elbet. yüreğinde, yarınında şu uçurumun dibinde.
- Nasıl yani. Nasıl inerim oraya?
- Atlaman lazım.
dedi ve gitti doktor. Çocukta uçurumun ucunda öylece kalakaldı. günler, haftalar geçti uyumadı. Orda bekledi. Hep düşündü. "Atlarsam" dedi, "Yarınım olmaz."
Kararını verdi. Yüreği, yarını onu bulana kadar orda kalacaktı ama bunun ne zaman olacağını bilmiyorudu. Yarını bilmiyordu.
Haftalar sonra uykuya daldı. Uyanmamasına. Bir peri masalını yaşıyordu rüyalarında. Alice'in harikalar diyarı'na misafir oyuncu olarak katılmıştı sanki. Polyanna rolünde bir pisimist, sermest... Her daim sermestti de bi gün iyice kafayı bulunca uzaklardan bir ses duydu.
"Zamanımız kalmadı. Herşeyi çöz en kısa zamanda. en kısa yoldan dolan... yalan..."
Yıllar geçti. Uyanmadı. Hayalle gerçek birbirine girdi. Uyanmadı. Uyanık bi çocuk değildi zaten ama böyle de uyunmazdı.
Yakınlarda bi zaman uyandı. Uyandığında ise "herşey" değişmişti. O hariç...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder